Kategori arşivi: Sinema Atölyesi

Faysal Soysal ile “Kısa Film Yapımı”

Marmara Sinema Topluluğu’nun düzenlediği Sinema Atölyesi Seminerleri kapsamında Faysal Soysal, sinema ve kısa film üzerine tecrübelerini anlattı.

Programda öncelikle Faysal Soysal’ın “Kayıp Zaman Düşleri” ve Shahram Mokri’nin “Unlimited Circle” adlı kısa filmleri gösterildi. Filmler hakkında genel bir tartışmadan sonra Faysal Soysal kısa film çekimi hakkında teknik bir yorum getirdi.

Eksik Anlatım Tekniği
Eksik anlatım yöntemine de değinen Soysal bu yöntemi şöyle örneklendirdi, “Mesela iki arkadaş oturmuş sohbet ediyorlardır. Masanın altında bomba vardır. Bomba patlar ve insanların aklında bir soru işareti kalır. Acaba bombayı hangisi koydu? Sonrada o bombanın oraya koyuluş süreci gösterilir.”

Soysal, sanat eseri ve izleyici ilişkisine ise, “Derdimiz bir sanat eseri ortaya koymaksa karşıdaki izleyiciyi de düşünmek zorundayız.” diyerek konuya açıklık getirdi.

Hikaye olarak İran Sineması 
İran Sinemasını hikaye bağlamında kendisine yakın bulduğunu söyleyen Soysal, teknik olarak ise Rus sinemasını beğendiğini belirtti.

Sinemaya nasıl başladığı sorusuna da değinen Soysal, “Sinemayla ilişkim şiirle başladı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdim. Ancak ayrılmak zorunda kaldım. Oradan Eczacılık Fakültesi’ne geçtim. Burada okumak sinemaya daha fazla zaman ayırmamı sağladı.” dedi.

Ömer Can Talu

Sinema Atölyesi Seminerleri 1-2-3 ve 4 ‘Yönetmenlik: Hikayenin Görüntülenmesi’

kkk

 Dr. Ahmet Ilgaz ile yaptığımız Sinema Atölyesi Seminerlerinin dördüncüsü hakkındaki görüşlerimi yazmadan önce diğer üç seminerin konusunu, katılamayanlar için özet geçmek istiyorum.  Seminerlerin birincisi olan ve ‘Matrix ve Simülasyon’ başlığı üzerinde durulan konuşmanın konuğu, fakültemizin hocalarından Doç. Dr. Ali Murat Yel’di. Seminerden bir gün önce Matrix filmi gösterildi, film ve Jean Baudrillard’ın  Simülakrlar ve Simülasyon kitabı esas alınarak simülasyon konusu tartışıldı. Böylelikle konuşmamızın temasını da sosyal bilimler ve sinemanın birbiriyle olan bağlantısı olarak özetleyebiliriz. En sonunda Ali Murat Yel’in vurguladığı nokta da bir kitaptan yola çıkarak nasıl bir film yaratılacağı oldu.

 İkinci seminerde Klaket programının aracılığıyla yönetmen Caner Erzincan konuğumuz oldu ve ‘İlk Film’ hakkında bizimle görüşlerini paylaştı. Seminer öncesinde kendisinin ilk filmi olan Mar’ı izledik. Film sonrasında öğrencilerin de katılımıyla daha çok soru cevap şeklinde geçen bir seminer oldu. Kendisi de iletişim fakültesi mezunu bir yönetmen olduğu için öğrencilerle empati kurarak, öğrencilerin sorularına içtenlikle cevap verdi. Film çekmenin zorlukları, yapımcılarla yaşanan sıkıntılar ve neden bağımsız sinemayı seçtiği gibi başlıklar altında ilk filmi çekmenin zorluklarını ve aşamalarını konuşma şansını bulduk

 Seminerlerin üçüncüsü olan ‘Senaryo İle Bir Dünya Yaratmak’ başlığında okulumuz hocalarından Prof. Dr. Serpil Kırel’i ağırladık. Seminer öncesinde senaristleri arasında Serpil Kırel’in de bulunduğu, Semih Kaplanoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı  Herkes Kendi Evinde filmi izlendi. Seminerin ilk kısmı filmle ilgiliydi. Üç kişinin nasıl senaryo yazdığı, film çekim aşamasında neler gerçekleştiği gibi tecrübelerini bizlerle paylaştı Serpil Hoca. Seminerin ikinci kısmındaysa, temayı genelleyecek olursak, senaryo hakkında konuşuldu. Senaryonun evrenselliği, diyalog yaratma gibi başlıklar üzerinde duruldu. Senaryo hakkında birçok şey öğrenmemizin yanında seminer sonunda da  bir şeyler yazmalıyım fikri oluştu.

Fakültemiz hocalarından Dr. Ahmet Ilgaz ile yaptığımız ve dördüncü seminerimiz olan ‘Yönetmenlik: Hikayenin Görüntülenmesi’ ise daha çok sinemanın araç gereçleri (tools) üzerinde durulan bir konuşma oldu. Film çekim aşamasında yönetmenin görevleri olarak da belirtebiliriz bunu. Değinilen ilk konu da buna bağlı olarak kompozisyonla anlatmak oldu. Pozlama ve ışık önemi, renk kullanımı, çerçeveleme ve ses gibi teknik konuların öneminden ve nasıl kullanılması gerektiğinden bahsedildi.  Ahmet Ilgaz, sinemanın kendisinden gelen araç olarak da bilinen kurgu ve açılama hakkındaki bilgilerini paylaştı. Açıların kullanım şekillerinde, renk seçimlerinde,farklı kurgu şekillerinde başarılı örnekler olan Doubt, Gladiator, The Graduate, Falling Down, Do the Right Thing, Breathless ve Fargo filmlerinden belirli sahneleri izleyerek bu sahneler hakkında konuştuk. Sahneleri izlerken hocanın yönlendirmelerine göre izlediğimiz sahnelerin yanı sıra bu sahnelerin bize ne ifade ettiği konusunda tartıştık. Ahmet Hoca teknik hakkında yoğun ve etkili bir şekilde konuştu ancak ‘Teknikten çok hikayeyi nasıl anlattığın önemli.’ cümlesini de belirtti. Buna bağlı olarak da filmde mesaj vermek konusuna geçiş yaptı. Direkt mesaj vermek amacıyla, özellikle karaktere söyletilen cümlenin propaganda amacı taşıdığı üzerinde durdu.  Böyle bir duruma düşmemek için yönetmenin aklında önerme cümlesi olmalı ve düşüncesi ‘Bunu seyirciye nasıl verebilirim?’ şeklinde olması gerektiğinden bahsedildi.  Hollywood sinemasını temel alarak bir filmde giriş gelişme ve sonucun nasıl işlenmesi gerektiği konusunda uzun bir süre duruldu ve Gladiator filminden izlediğimiz örnek sahnelerle bu daha da pekişti.

 Filmlerin konularından bahsederken öne çıkan konulardan biriyse ırkçılık oldu. Yönetmenlerin bu konudaki tutumu, izleyicilerin birbirlerinden farklı bakış açıları… Net çizgilerle ayıramadık biz bu durumu. Karakterleri tam olarak iyi ya da kötü olarak göremememiz veya taraf tutamamamız da buna örnek oldu. Özellikle Falling Down ve Do the Right Thing filmlerini izleyebilirseniz bunları daha net olarak görebilirsiniz.

 Her hafta yeni bir konukla seminerlerimiz devam etmektedir. Bizi takip etmeye devam edin. Ayrıca https://www.facebook.com/marmarasinematoplulugu ve https://twitter.com/MarmaraSinema hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Sinema Atölyesi Seminerleri 5: “Kısa Film Yapımı”

Sinema Atölyesi Seminerleri bu hafta, yönetmen Faysal Soysal’ı ağırlıyor.  5. Seminerimizin konusu “Kısa Film Yapımı” olup seminerden önce Faysal Soysal’ın “Kayıp Zaman Düşleri” ve Shahram Mokri’nin “Unlimited Circle” adlı kısa filmleri gösterilecektir. Gösterimler ve seminer 3 Mayıs Cuma günü saat 14.00’de MST Cep Sineması’nda (Fakülte Ana Bina C02 nolu odada) olacaktır ve katılımlar ücretsizdir. Kısa film konusunda ilgili herkesi bu etkinliğe bekliyoruz.

Faysal Soysal kimdir?

Yönetmen kimliği dışında şair ve çevirmen olarak da bilinir. Tıp eğitimi ve eczacılık diplomasından sonra “Yeni Türk Edebiyatı” alanında yüksek lisans yapmış, sonrasında da Sinema ve Tiyatro Fakültesindeki yüksek lisansını 2007 yılında tamamlamıştır.

Filmleri: “Forbidden Dream” (2005), “Ithaka” (2005), “The Day I Became My Mother” (2006), “Dreams of Lost Time, Kayıp Zaman Düşleri” 35 mm, Renkli (2007), “Mizan-sen” (2008), “What time it is” (2008).

“Senaryo ile Bir Dünya Yaratmak” seminerinin ardından

Film gösterimleri veya sinema hakkındaki herhangi bir etkinliğe katılımın oldukça az olduğu okulumuzda, Prof. Dr. Serpil Kırel’in seminer verdiği, sinema atölyesinin üçüncüsüne olan 20 kişilik katılım hiç de fena değildi. Seminer öncesinde senaristleri arasında Serpil Kırel’in de bulunduğu, Semih Kaplanoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı “Herkes Kendi Evinde” filmini izledik. Filmin DVD’si piyasada bulunmadığı için filmi izleyebilen şanslı azınlıktan olduk.

Seminerin ilk kısmında konumuz “Herkes Kendi Evinde” filmi oldu. Filme bağlı olarak herkes sorularını ve beğenilerini rahatça dile getirebildi. Öğrencilerin bu rahatlığının sebebi de Serpil Hoca oldu kesinlikle. Çünkü senaryosu kendisine ait olan bir film hakkında bile konuşurken son derece objektifti. Hatta, şu an olsa bu sahneyi böyle mi yazardım bilmiyorum, demesi de filmine bakışındaki tarafsızlığı gösterdi bize. Aynı zamanda film boyunca set fotoğrafçılığı yapmasının avantajıyla film çekim aşaması hakkındaki sorularımıza da cevap bulabildik. Filmin senaryosu hakkında konuşurken birçok kişi tarafından irdelenen konu da evrensellik oldu. Bir senaryoyu evrensel kılabilecek şeyler nedir konusu üzerinde uzun bir süre duruldu. Evrensellik konusunun çıkışı ve bu kadar konuşulmasının sebebi de (filmi izlemeyenler için spoiler olabilir) Olga ve Nasuhi’nin yemek yemek için gittikleri hamburgerci oldu. Özellikle hayat duruşu oldukça net olan Nasuhi gibi bir karakterin Olga’yı neden Türk usulü bir çay bahçesi ya da park değil de hamburgerciye götürdüğü hakkında konuşuldu. Öğrencilerin bir kısmına göre çok da önemli olmayan bir ayrıntı gibi gelirken bir kısmı içinse, farklı olsa daha iyi olur, dedirten bir sahneydi. Üzerinde en uzun durulan bir diğer sahne de final sahnesi oldu. Karakterleri direkt kötü ya da iyi olarak yargılayamadığımız için, sempati veya nefret duyma konusunda bizlerde soru işaretleri yarattı.

Seminerin ikinci kısmı olarak adlandırabileceğimiz kısımda ise genel olarak senaryo nasıl yazılır konusu üzerinde duruldu. Amatör senaryo yazanların ortak özelliklerinden birinin uzun diyaloglar kullanmaları olduğunu belirten Serpil Kırel, başlarda bunun normal olduğunu örneklerle açıkladı. Sergilenen yapıcı tutum ve öğrencilerin senaryo yazımına teşvik edilmesi sayesinde tüm katılımcılar için oldukça etkili bir seminer gerçekleşmiş oldu.

Sizin de bu seminerlere katılmanız temennilerimle….

“Senaryo ile Bir Dünya Yaratmak”

Sinema Atölyesi bugün, üçüncü semineri, “Senaryo ile Bir Dünya Yaratmak” ile okulumuzun öğretim üyelerinden Prof. Dr. Serpil Kırel’in yönetiminde atölye takipçisi öğrencilerle buluştu. Seminerin öncesinde, senaryosu Serpil Kırel, Özden Çankaya, Selim Kaplanoğlu tarafından yazılan, yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun filmi “Herkes Kendi Evinde” gösterildi.

Marmara Sinema Topluluğu “Cep Sineması”nda (eski C02) yapılan gösterime ve beraberinde yapılan seminere katılım yüksekti. Serpil Kırel’in de senaristlerden biri olması avantajından yararlanan öğrenciler film hakkında merak ettikleri tüm soruları sormaya çekinmezken Serpil Hoca da soruları tüm objektifliğiyle yanıtladı. Film yorumlarından sonra senaryo yazımı hakkında önemli noktalar üzerinde duruldu. Serpil Kırel’in kitaplardaki öğretici metinlerin dışında özgün anlatımı sayesinde öğrencilerin katılımı daha da arttı.

Sinema atölyesi seminerleri her hafta, konusunda uzmanlaşmış kişileri ağırlamaya devam edecek.

“Mar” Filmi Yönetmeni Caner Erzincan ile Söyleşi

Merhaba sinemaseverler ve sinema gündemini yakından takip edenler.

Bilmem haberiniz var mı? Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde sinemaya dair çok güzel bir söyleşi yapıldı. Kaçıranlar içinse azıcık ucundan bahsedeyim.

Türk bağımsız filmlerin güzel örneklerinden biri olan “Mar” filminin yönetmeniyle beraberdik ve Türkiye’de sinema ve “Mar” filmi  üzerine konuştuk. Caner Erzincan’a film çekiminde ne tür zorluklarla karşılaştınız diye sorduğumuzda finansal açıdan eksikliklerden çok yakındı ve bir daha ki filmine başlarken önce finansal tüm önlemelerini alacağına daha sonra filme başlayacağını ve böylelikle filmini çekerken bu kadar zaman kaybetmemiş olacağını söyledi. Yakındığı bir diğer konu ise tiyatro oyuncularıyla çalışmanın zorluğuydu. Fazla jest ve mimik kullanmalarında yakınan Erzincan “Aramızda kalsın ama bir daha tiyatro oyuncusuyla çalışmak istemem” dedi.

“Mar” filminde anlatmak istedikleri ise tam bizim anladığımız gibiymiş. Bu da çok iyi bir sinema anlatıcısı olduğunu gösteriyor. Bu filmde üç erkeğin yaşadığı hayatlar ve menfaat kesişmeleri, çakışmaları anlatılıyor. Bana soracak olacaksanız film görüntü olarak çok kaliteliydi ve enfes manzaralar, görüntüler vardı. Başrol oyuncuları da çok yetenekliydi. Sadece bazı yerlerde oyuncular arasında şive farkları kulağıma çarptı. Bu da Doğu Anadolu’ya dair filmler için genel bir sorun.

Söyleşinin en can alıcı cümlesi ise Erzincan’a neden filmin ismi Kürtçe ama kullanılan dil Türkçe ya da tam tersi değil diye gelen eleştirilere verdiği karşılık oldu. Erzincan “Ben bu filmde Kürt Türk meselesini değil insan meselesini anlatmak istedim” dedi. Kürt Türk meselesi hakkında kişisel fikri ise Kürt olmamasına rağmen Kürtlerin azınlık olarak haklarının zamanında yenildiğiydi.