Yeşim Ustaoğlu ile Söyleşi

Merhaba arkadaşlar!

Bugün yine sinema adına çok güzel şeyler yaptığıma inanıyorum. Ne mi yaptım? Hatırlarsanız size de daha önce haber vermiştim, Yeşim Ustaoğlu Klaket programında diye. Heh işte! Ben bugün o programdaydım. Yeşim Ustaoğlu’nu yakından görme fırsatı buldum. Söyleşi güzel geçti, yalnız bir iletişim fakültesinde bu gibi bir söyleşide bu kadar az izleyici olması benim için üzücüydü. Asıl konuya gelecek olursak söyleşinin konusu tabi ki Yeşim Ustaoğlu’nun hayatı ve sinemaya bakışıydı.

Arkadaşımız Berkay Karabulut sunumundaki programda ilk soru “Güneşe Yolculuk” içindi.  Bu filmi daha önce izlemiş birisi olarak şunu söylemeliyim ki filmin konusu bana çok yakındı. Filmde deneyimsiz oyuncuların gösterdikleri performans da gerçekten etkileyiciydi. Ustaoğlu’nun dediğine göre onu  bu filmi yapmaya iten şey GAP projesiyle su altında kalan köylerdi. Oyuncuların  oyunculuk deneyimlerinin olmaması provaların uzamasına neden olduğunu söyleyen Ustaoğlu filmin gösterime çıkarılma zamanının da sıkıntılı olduğunu söyledi. Bunun nedeni konu olarak Kürt Türk meselesini de içinde barındıran bir film olarak mesele hakkında sıcak bir gündeme denk gelmesiydi. Bu yüzden film birçok kişi tarafından politik bir film olarak görüldü. Ustaoğlu “Güneşe yolculuk”un sadece politik açıdan yorumlanmasının talihsizlik olduğunu belirtti.

Ustaoğlu ülkemizdeki azınlıklara karşı ötekileştirme ve onların sorunlarına karşı görmezden gelmenin çok olduğunu belirti.

Gelelim “Pandora’nın Kutusu’na”; yine  insanın iç dünyasını ve yabancılaşmayı anlatan bir film. Bir bakıma Ustaoğlu’nun “Bulutları Beklerken” filminin devamı gibi. Burada ana tema Türkiye’nin modernleşirken kimlik kaybına uğraması, unutkanlığı ve insanların  hiçbir şeyi hafızasına yerleştirmemesi. Ustaoğlu bu durumu Alzheimer hastalığıyla bağdaştırıyor.

“Araf” ise bozulan ahlak anlayışı ve bunun gençlere etkisini anlatan bir film.

Usta yönetmenin çocukların önüne konulan hedeflerin çok değersiz olması ve bunun yüzünden arafta kalma, ufuksuzluk, derinsizliklerin doğması, tabuların ise çocukların hayatlarını zindan etmesi konusundaki yakınışlarını anlatıyor bu film.

Berkay Karabulutun kadın “Araf”ta cinsel bir obje olarak görülüyor ve toplumumuzda da böyle görülmesinin nedeni nedir sorusuna Ustaoğlu kadın olmanın verdiği sıkıntıları çeken bi annenin bile oğlunu bilinçsiz yetiştirmesi bir diğer yakındığı konu.

Dünyanın birçok yerinde festivallerde jüri üyeliği yapan Ustaoğlu Türkiye’deki festivallerdeki adalet duygusunun biraz daha zayıf olduğunu söyledi ve yönetmenlerden oluşan bir jürinin daha iyi ve daha çabuk sonuç verdiğini söyledi.

Biz geleceğin sinemacılarına önerisi ise kitap okumamız, farkında olmamız ve kendimiz olmamızdı. Özgün bir anlatımı ve can alıcı senaryoları olan  bir yönetmenden de böyledir cevap beklenirdi. Tekrar sinema adına güzelliklerde buluşmak üzere hoşça kalın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s